bir başka deyişle yapılandırma öncesi eski duruma dönüleceği, bu nedenle yeni bir işleme gerek kalmaksızın takip işlemlerine kaldığı yerden devam edilebileceği açıktır. Mahkeme kararında yer alan vergi borçlarının yapılandırma tarihi itibarıyla nitelik değiştirip yeni bir borç haline geldiği, asıl borçlu şirket tarafından yapılan başvuru üzerine şirketin kesinleşmiş tüm borçlarının 7143 sayılı Kanun uyarınca yapılandırılması ile yeni bir hukuki durum ortaya çıkmış olduğundan yapılandırma sırasında şirketle ilişkisi bulunmayan davacının yapılandırılan borçlar nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı yolundaki yargısında isabet görülmediğinden ödeme emrinin iptali hukuka aykırıdır.
İHALELERE KATILMAK İSTEYEN HAZIR İŞ DENEYİMİ OLAN ŞİRKET ALIRKEN BU KONULARIN DETAYLI İNCELENMESİNİ TAVSİYE EDERİZ
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2024/2283 E. , 2025/934 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
YEDİNCİ DAİRE
Esas No : 2024/2283
Karar No : 2025/934
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Defterdarlığı
(... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava Konusu İstem: ... Bio Dizel Ürünleri İmalat Nakliyat Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi'nin 2010 ve 2011 yıllarının muhtelif dönemlerine ait özel tüketim vergileri, vergi ziyaı cezaları ve gecikme faizlerinden oluşan borçlarının tahsili amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesi uyarınca davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 24/03/2011 tarih ve 7779 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin incelenmesinden, davacının ... tarih ve ... sayılı ortaklar kurulu kararı ile Batman 2. Noterliği'nce düzenlenen ... tarih ve ... sayılı hisse devir sözleşmesine istinaden hisselerini devretmek suretiyle şirket ortaklığından ayrıldığı hususunun tescil ve ilan edildiğinin anlaşıldığı, olayda, ödeme emrinin 13-15 sırası arasında yer alan kamu alacaklarının asıl borçlu şirket tarafından 30/06/2018 tarihinde 7143 sayılı Kanun kapsamında yapılandırılması ile yeni bir hukuki durumun ortaya çıktığı, dolayısıyla, yapılandırma sırasında asıl borçlu şirketle ilişkisi bulunmayan davacının yapılandırılan borçlar nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün olmadığı, bu durumda, ödeme emrinin 13-15 sırası arasında yer alan kamu alacaklarına isabet eden kısımlarında hukuka uyarlık bulunmadığı; öte yandan, ara karara istinaden davalı idarece dosyaya sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesinden, ödeme emrinin kalan kısımlarının takipten kaldırıldığının anlaşılması karşısında, ödeme emrinin anılan kısımları bakımından davanın konusuz kaldığı sonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle dava konusu işlemin kısmen iptaline, kısmen de karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Kararın istinaf başvurusuna konu hüküm fıkrasının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu hüküm fıkrasının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Asıl borçlu şirket hakkında yapılan takibin kesinleştiği, kesinleşen alacaklar için yapılandırmaya başvurulmuş olması şirket ortağı olan davacının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağından, tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ : Yapılandırılan borçların süresinde ödenmemesi halinde Kanun'dan yararlanma hakkının kaybedileceği, bir başka deyişle yapılandırma öncesi eski duruma dönüleceği, bu nedenle yeni bir işleme gerek kalmaksızın takip işlemlerine kaldığı yerden devam edilebileceği açık olup, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un limited şirket ortaklarının sorumluluğunu düzenleyen 35. maddesi kapsamında davacının sorumluluğuna yönelik olarak yapılacak inceleme ile ulaşılacak sonucuna göre karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
... Bio Dizel Ürünleri İmalat Nakliyat Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi'nin 2010 ve 2011 yıllarının muhtelif dönemlerine ait özel tüketim vergileri, vergi ziyaı cezaları ve gecikme faizlerinden oluşan borçlarının tahsili amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 35. maddesi uyarınca davacı adına ortak sıfatıyla düzenlenen ödeme emrinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 5766 sayılı Kanun'la değişik 35. maddesinin 1. fıkrasında, limited şirket ortaklarının şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olacağı ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulacağı; 2. fıkrasında, ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahısların devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden 1. fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı; 3. fıkrasında ise, amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahısların, amme alacağının ödenmesinden 1. fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulacağı kurala bağlanmıştır.
18/05/2018 tarih ve 30425 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren 7143 sayılı Vergi ve Diğer Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun'un "Ortak Hükümler" başlıklı 9. maddesinin 6. fıkrasında; bu Kanun'a göre ödenmesi gereken taksitlerin ilk ikisinin süresinde ve tam ödenmesi koşuluyla, kalan taksitlerden; bir takvim yılında iki veya daha az taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde, ödenmeyen veya eksik ödenen taksit tutarlarının son taksiti (peşin ödeme seçeneğinin tercih edilmesi hâlinde ilk taksiti) izleyen ayın sonuna kadar, gecikilen her ay ve kesri için 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre belirlenen gecikme zammı oranında hesaplanacak geç ödeme zammı ile birlikte ödenmesi şartıyla bu Kanun hükümlerinden yararlanılacağı, ilk iki taksitin süresinde tam ödenmemesi ya da süresinde ödenmeyen veya eksik ödenen diğer taksitlerin belirtilen şekilde de ödenmemesi veya bir takvim yılında ikiden fazla taksitin süresinde ödenmemesi veya eksik ödenmesi hâlinde (matrah ve vergi artırımına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla) bu Kanun hükümlerinden yararlanma hakkının kaybedileceği düzenlemelerine yer verilmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Yukarıda açıklanan düzenlemeler uyarınca, yapılandırılan borçların süresinde ödenmemesi halinde Kanun'dan yararlanma hakkının kaybedileceği, bir başka deyişle yapılandırma öncesi eski duruma dönüleceği, bu nedenle yeni bir işleme gerek kalmaksızın takip işlemlerine kaldığı yerden devam edilebileceği açıktır.
Bu itibarla, Mahkeme kararında yer alan vergi borçlarının yapılandırma tarihi itibarıyla nitelik değiştirip yeni bir borç haline geldiği, asıl borçlu şirket tarafından yapılan başvuru üzerine şirketin kesinleşmiş tüm borçlarının 7143 sayılı Kanun uyarınca yapılandırılması ile yeni bir hukuki durum ortaya çıkmış olduğundan yapılandırma sırasında şirketle ilişkisi bulunmayan davacının yapılandırılan borçlar nedeniyle sorumlu tutulmasının mümkün bulunmadığı yolundaki yargısında isabet görülmemiş olup, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un limited şirket ortaklarının sorumluluğunu düzenleyen 35. maddesi kapsamında davacının sorumluluğuna yönelik olarak yapılacak inceleme ile ulaşılacak sonucuna göre karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması icap etmektedir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1.Temyiz isteminin kabulüne,
2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın anılan Daireye gönderilmesine,
4. 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 13. maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere, yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 03/03/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.
(X) KARŞI OY :
Dava dosyasının incelenmesinden, 7143 sayılı Kanun kapsamında asıl borçlu şirket tarafından yapılandırılan ancak ihlal edilmesi nedeniyle yapılandırmanın iptal edilmesini müteakip asıl borçlu şirket adına yeniden ödeme emri düzenlenmeksizin, kanuni temsilci sıfatıyla davacı adına ortak sıfatıyla dava konusu ödeme emrinin düzenlendiği görülmektedir.
Görüleceği üzere, anılan vergi borçları yapılandırma işlemiyle birlikte nitelik değiştirip yeni bir borç haline gelmiş olmaktadır.
Dolayısıyla, yapılandırma üzerine ödenmeyen vergi borçlarının öncelikle asıl borçlu şirketten tahsili amacıyla şirket adına yeniden ödeme emri düzenlenip usulüne uygun şekilde tebliğ edildikten sonra davacının ortak sıfatıyla sorumluluğuna gidilmesi gerekirken, anılan usule uyulmaksızın düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
Bu nedenle, asıl borçlu şirket adına usulüne uygun olarak ödeme emri düzenlenip düzenlenmediği, düzenlendi ise usulüne uygun şekilde tebliğ edilip edilmediği, davacının ilgili dönemde (vergiyi doğuran olayın gerçekleştiği dönemde) ortaklık durumu ve buna bağlı olarak sorumluluğu bulunup bulunmadığı hususları ile birlikte diğer iddiaların araştırılarak yeniden bir karar verilmesi gerektiğinden, temyize konu kararın belirtilen gerekçeyle bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına gerekçe yönünden katılmıyorum.