Adi ortaklıklar tarafından yürütülen inşaat taahhüt işlerinden elde edilen kâr, adi ortaklığın değil ortakların kurum kazancına dahil edilir. Özelgeye göre, ortakların kâr paylarını satış geliri olarak değil, 640 veya 641 numaralı hesaplarda iştirak geliri olarak muhasebeleştirmesi gerekmektedir.
Adi Ortaklıkların Vergi Hukukundaki Konumu
Borçlar Kanununun 520’nci maddesine göre adi ortaklık; iki veya daha fazla kişinin ortak bir amaç doğrultusunda emek ve mallarını birleştirdiği, ancak tüzel kişiliği olmayan bir ortaklık türüdür. Bu yapılar gelir veya kurumlar vergisi mükellefi değildir.
Adi ortaklık adına yalnızca stopaj ve katma değer vergisi mükellefiyeti tesis edilir. Gelir veya kurumlar vergisi yönünden mükellefiyet, adi ortaklığın ortaklarına aittir. Dolayısıyla adi ortaklığın inşaat taahhüt işinden elde ettiği kâr veya zarar, ortaklar tarafından hisseleri oranında kendi kazançlarına dahil edilmek suretiyle vergilendirilir.
T.C.
GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI
Mükellef Hizmetleri Grup Müdürlüğü
Sayı :
Konu :
İlgide kayıtlı özelge talep formunda; …………… Vergi Dairesi Müdürlüğünün … vergi kimlik numaralı mükellefi olduğunuzu, … . ile birlikte … vergi kimlik numaralı bir adi ortaklık kurarak inşaat taahhüt işi aldığınızı ve bu işi 2009 yılı içerisinde ikmal ederek bitirdiğinizi, adi ortaklık uhdesinde yapılan inşaat taahhüt işinden elde ettiğiniz karı hisseniz oranında Şirketinizin gelir tablolarının ilgili hesaplarında (641) gösterdiğinizi, ancak Vergi Dairesi Müdürlüğünce söz konusu işe ait hakedişlerin Şirketiniz ve … ‘nin gelir tablolarında yurtiçi satışlar bölümünde gözükmesi gerektiğinden bahisle kurumlar vergisi beyanınızın düzeltilmesini istediği belirtilerek, bu çerçevede yapmış olduğunuz işlemlerin doğru olup olmadığı hususunda Başkanlığımızdan özelge talep edilmektedir.
Adi ortaklıklar Borçlar Kanununun 520-541 inci maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan Kanunun 520 nci maddesinde adi ortaklık, iki veya daha fazla kişinin, bir sözleşmeye dayanarak, ortak bir amaca ulaşmak için emek ve mallarını birleştirmesi olarak tanımlanmıştır. Adi ortaklıkların tüzel kişiliği olmadığı gibi gelir veya kurumlar vergisi mükellefi olmaları da söz konusu değildir. Adi ortaklık olarak faaliyette bulunulması halinde, ortaklığa stopaj ve katma değer vergisi mükellefiyeti tesis ettirilmektedir. Adi ortaklıkların ortaya çıkan kâr veya zararı, adi ortaklığı oluşturan ortaklar tarafından hisseleri oranında kendi kazançlarına dahil edilerek vergilenmektedir.
Buna göre, adi ortaklıklarda her bir ortak, ortaklık faaliyetinden kendi payına düşen kâr veya zararı, geçici vergi beyannameleri ile yıllık kurumlar vergisi beyannamesine dahil etmek zorundadırlar.
Adi ortaklığın faaliyeti süresince ortaklık bünyesinde oluşan maliyetler ile gelir elde edilen hasılatın karşılaştırılması sonucu kâr veya zarar oluşmaktadır. Dolayısıyla, adi ortaklığın gelir ve giderlerinin ortaklık adına belgelendirilmesi gerekmektedir. Bu çerçevede, adi ortaklık tarafından elde edilen gelirler ile giderlerin duruma göre maliyet veya gider olarak dikkate alınmak suretiyle adi ortaklıkta oluşan kazancın belirlenmesi ve oluşan kâr veya zararın ortaklık hisseleri oranında kurum kazancına dahil edilmesi gerekmektedir.
Bu hüküm ve açıklamalara göre, kurumlar vergisi mükellefiyeti bulunmayan adi ortaklığın bünyesinde yapılan inşaat taahhüt işinden elde edilen karın ortaklıktaki hisseler oranında paylaşılarak söz konusu şirket tarafından kurum kazancına dahil edilmek suretiyle vergilendirilmesi gerekmektedir.
Diğer taraftan, Tek Düzen Muhasebe Sisteminin uygulanmasına ilişkin açıklamalar, 26/12/1992 tarih ve 21447 mükerrer sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 Sıra Nolu Muhasebe Sistemi Uygulama Genel Tebliği ve daha sonra bu konuda yayımlanan diğer Tebliğlerde yapılmış bulunmaktadır.
Bu itibarla, adi ortaklık uhdesinde yapılan söz konusu inşaat taahhüt işinden elde edilen ve ortaklık payınıza isabet eden karın “640 İştiraklerden Temettü Gelirleri” veya “641 Bağlı Ortaklıklardan Temettü Gelirleri” hesabında izlenmesi gerekmektedir.
Bilgi edinilmesini rica ederim.
(*) Bu Özelge 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 413 .maddesine dayanılarak verilmiştir.
(**) İnceleme, yargı ya da uzlaşmada olduğu halde bu konuya ilişkin olarak yanlış bilgi verilmiş ise bu özelge geçersizdir.
(***) Talebiniz üzerine tayin edilmiş olan bu özelgeye uygun işlem yapmanız hâlinde, bu fiilleriniz dolayısıyla vergi tarh edilmesi icap ederse, tarafınıza vergi cezası kesilmeyecek ve tarh edilen vergi için gecikme faizi hesaplanmayacaktır.